Erzurum Belediyesi, Tiyatrokare’nin “Onca Yoksulluk Varken” adlı oyununun şehirde sahnelenmesine izin vermedi. Tiyatrokare’nin kurucusu Nedim Saban, Emile Ajar’ın aynı adlı romanından uyarlanan oyuna dekordaki “Kahrolsun Faşizm” yazısı nedeniyle izin verilmediğini söyledi. Evet, “Onca Yoksulluk Varken”, “faşizm” de vardır! Bu yasak vesilesiyle Fransız yazar Emile Ajar -ya da gerçek adıyla Romain Gary’yi- bir kez daha selamlayalım...
16 Nisan 2012 Pazartesi
27 Mart 2012 Salı
Erendiz Atasü’den Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı
Erendiz Atasü’nün son romanı Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı; talan edilen, zehirlenen, öldürülen başkente bir ağıt... Bir kadının, bir döneme, gençlik düşlerine, aşklarına ve kentine yazılmış uzun veda mektubu...
12 Mart 2012 Pazartesi
Derviş Şentekin’den Beş Parasızdım ve Kadın Çok Güzeldi
Radikal Kitap editörü Derviş Şentekin’in Beş Parasızdım ve Kadın Çok Güzeldi adlı romanı okur olarak beni çağıran kitaplardan değildi. Öncelikle kitabın “okur avcısı” adı çok satar kitapları çağrıştırdığından bana itici geldi. Ayrıca, bir okur olarak polisiyeye de çok düşkünlüğüm yoktur. Ancak bir arkadaşımın önerisi üzerine aldım ve bir solukta okudum. 11 Mart 2012 Pazar
RÖPORTAJLAR
Nergiz Savran Ovacık: Bir kadın gezgin
Nergiz Savran Ovacık için pek çok tanımlama cümlesi var; ODTÜ’lü, 68’li, feminist, savaş karşıtı, çevreci... Ve gezgin... Endüstri mühendisi olarak uzun ve aktif bir iş yaşamının ardından emekli olunca kendini tamamen yollara vurdu Savran Ovacık. Bugüne dek 45 ülkeye gitti. Son olarak da üç ay Bolivya, Peru, Şili, Arjantin’i tek başına gezdi. Hostellerde hiç tanımadığı insanlarla kaldı; zaman zaman Koreli, Meksikalı, Hollandalı, Arajantinli, Avusturalyalı yol arkadaşları oldu. Çölleri, kumulları, okyanusları, yüzen adaları, kanyonları, İnka tapınaklarını gezdi; sokaklarda dans etti, Buenos Aires’te beyaz başörtülü annelerle beraber slogan attı, geçtiğimiz yıl Nobel edebiyat ödülü alan Mario Vargas Llosa’nın konuşmasını dinledi. Gezi boyunca bir blog oluşturarak ( http://nergizovacik.blogspot.com) dostları için “canlı yayın” da yaptı.
Devamını okumak için tıklayın
RÖPORTAJLAR
Özge Mumcu: Ne işin var derin devletle, şarkıcı ol
Uğur Mumcu’nun kızı olarak büyümek elbette ağır bir misyon yüklemiş omuzlarına. “20'li yaşlarımda çok kısıtladım kendimi. Özel hayatıma ekstra ekstra özen gösterdim” diyor Özge Mumcu. Toplumsal Bellek Platformu üyeleriyle beraberken acılarının azaldığından söz ediyor, “Arat’la (Dink) konuşuyorum, mimarlığına devam et, diyorum. Kendime de, ne işin var derin devlet falan sen de şarkıcı ol, diyorum”.
Um:ag Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Koordinatörü Özge Mumcu, “babası” Uğur Mumcu öldürüldüğünde 11 yaşındaydı. Aradan 18 yıl geçti. Evleri her 24 Ocak’ta yeniden cenaze evine döndü, anma törenlerinde, mezarlıklarda, mahkemelerde büyüdü, başka acılara “akraba oldu”.
Özge Mumcu Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdikten sonra SBF’de master yaptı. Şimdi ODTÜ’de doktora yapıyor. Özge Mumcu ile acıların her yıl yeniden tazelendiği 18 yılı, “Uğur Mumcu’nun kızı olmayı” ve “toplumsal bellek platformu”ndaki “akrabalıkları”nı konuştuk.
Devamını okumak için tıklayın
Uğur Mumcu’nun kızı olarak büyümek elbette ağır bir misyon yüklemiş omuzlarına. “20'li yaşlarımda çok kısıtladım kendimi. Özel hayatıma ekstra ekstra özen gösterdim” diyor Özge Mumcu. Toplumsal Bellek Platformu üyeleriyle beraberken acılarının azaldığından söz ediyor, “Arat’la (Dink) konuşuyorum, mimarlığına devam et, diyorum. Kendime de, ne işin var derin devlet falan sen de şarkıcı ol, diyorum”.
Um:ag Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Koordinatörü Özge Mumcu, “babası” Uğur Mumcu öldürüldüğünde 11 yaşındaydı. Aradan 18 yıl geçti. Evleri her 24 Ocak’ta yeniden cenaze evine döndü, anma törenlerinde, mezarlıklarda, mahkemelerde büyüdü, başka acılara “akraba oldu”.
Özge Mumcu Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdikten sonra SBF’de master yaptı. Şimdi ODTÜ’de doktora yapıyor. Özge Mumcu ile acıların her yıl yeniden tazelendiği 18 yılı, “Uğur Mumcu’nun kızı olmayı” ve “toplumsal bellek platformu”ndaki “akrabalıkları”nı konuştuk.
Devamını okumak için tıklayın
RÖPORTAJLAR
Şekibe Çelenk, Halit Çelenk'i anlattı: Tanıklığını görev gibi taşıdı
Eşi Şekibe’ye “Hazırlan 6 Mayıs’ta seninle Karşıyaka’ya gideceğiz” diyordu. Her gün saat ve günü soruyordu. “Çarşamba, perşembe bana kahvaltı verirsiniz ama cuma için garanti veremem. Bu 6 Mayıs’a gideceğim” diyordu ve gitti. Halit Çelenk, üç fidanın yanına onların asıldığı gün gitti. Eşi ve kızları, Halit Çelenk’i ve yaşadığı acı tanıklığı anlattı.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın avukatı, idam gecelerinin tanığı Halit Çelenk’i 6 Mayıs günü “üç fidan”ın yanına uğurladık. Şimdi Bahçelievler’deki evinde acı var, hüzün var. Şekibe Çelenk’in “çocuklar” diye andığı “3 fidan” evin her yanında; duvarlarda “çocukların” ve Che’nin fotoğrafları ile Picasso’nun Guernica’sının bir kopyası var. “Hayat yoldaşı”nı yitiren Şekibe Çelenk hüzünlü. “Babaları, avukatları ve dava arkadaşları”nı yitiren kızları kimya mühendisi Serpil Güvenç ile tıp profesörü Ferda Özyurda da annelerinin yanında. Halit Çelenk evdeki birçok belgeyi Ankara Barosu Müzesi’ne götürmüş. Deniz Gezmiş’in parkası ise özenle saklanıyor. Ferda Özyurda ile Serpil Güvenç bunun bir “fetiş”e dönüşmesinden hoşlanmıyorlar, ancak foto muhabirimizi kırmayan Şekibe Çelenk parka ile birlikte fotoğraf çektiriyor...
Devamını okumak için tıklayın
6 Mart 2012 Salı
Ian McEwan'dan Masumiyet
Savaş ve Aşk Masumiyeti Bozar
İngiliz yazar Ian McEwan, Masumiyet ya da Özel İlişki romanında bir “masumiyet kaybı” öyküsü anlatıyor. Savaş ve aşk büyütür, olgunlaştırır, yaralar, kirletir... Özetle; savaş -soğuğu da olsa- ve aşk masumiyeti bozar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

