Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin , Cumhuriyet'in sorularını yanıtladı
“Cemaatten yargı alınmalıdır”
“Cemaat ordu gibi”
“Dokunulmazlığın kalkması cemaatin işine gelir”
“Cemaat partileşse Doğu Perinçek’ten az oy alır”
“Bazı aydınlar varını yoğunu AKP’ye yatırmış kumarbaz gibi”
“Osman Can politik ahlak sorunuyla malul”
“Aydınlar cemaatten korkuyor”
ANKARA - Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı, Beypazarı Hakimi Orhan Gazi Ertekin, “siyasal pozisyonunu aşan bir iktidar istemesi nedeniyle orduya benzettiği cemaatin yargıyı ele geçirdiğini” vurgularken “Cemaatten yargı alınmalıdır” dedi. Milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılmasının “cemaatin etki alanını genişleteceğini, iktidar üzerindeki vesayetini arttıracağını” ifade eden Ertekin, “Cemaat partileşse Doğu Perinçek’ten az oy alır” görüşünü dile getirdi. Ertekin, bazı liberal aydınları “varını yoğunu AKP’ye yatırmış kumarbazlara” benzetti ve “cematten korktuklarını” söyledi.
YARSAV’a karşı kurulan ve referandumda “evet”i savunan Demokrat Yargı Derneği, HSYK seçimlerinden sonra karıştı ve eşbaşkanlardan Osman Can istifa etti. Diğer Eşbaşkan Orhan Gazi Ertekin “Yargı Meselesi Hallolundu!” kitabında HSYK seçimlerinde “Bakanlık aday göstersin eşeğe bile oy veririm” diyen hakim üzerinden “eşekli demokrasi”yi anlattı. Kendisini “ideolojik köken olarak sosyalist” olarak nitelendiren Ertekin’le sohbet ettik. Osman Can’la yollarının ayrılması, yargıya sert eleştiriler getirirken “yetmez ama evet”ten pişmanlık duyup duymadığı ve büyük davalarla ilgili sorularımızı yanıtladı. Yanıtları özetle şöyle:
25 Şubat 2013 Pazartesi
19 Aralık 2012 Çarşamba
Pınar Selek: Beni kurban seçtiler
Pınar Selek'in 14.5 yıldır bitmeyen çilesi
Mısır Çarşı’ndaki patlamayla ilgili davada üç kez beraat ettikten sonra İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müebbet hapis istemiyle yeniden yargılanmasına karar verilen sosyolog Pınar Selek, “Davaya darbe vurdular. Yine de umutsuz değilim, hukuka su vermemiz lazım ki yeşersin” dedi. İlk mahkemede kendisini ortaçağda “cadı” diye yakılan kadınlarla özdeşleştiren Selek, yaşadıklarını “Beni kurban seçtiler. Cezaevinden çıktıktan sonra da cadılıklar yapmaya devam ettim. Diyorlar ki cadıların ülkesi olmaz… Ama benim var. Süpürgem hiç olmadı çünkü” diye özetliyor.
21 Ekim 2012 Pazar
Kovboy Kızlar da Hüzünlenir
Tom Robbins’ten ‘organik’ bir roman
Amerikalı yazar Tom Robbins, çılgın, uçuk, aykırı, tuhaf, edepsiz, oyuncul romanların yazarı. Parfümün Dansı, Dur Bir Mola Ver, Ağaçkakan, Sirius’tan Gelen Kurbağa , Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar, Geriye Uçan Yaban Ördekleri gibi pek çok romanı dilimize çevrildi. Kitapların adları bile içerikleri hakkında fikir veriyor olmalı...
11 Ekim 2012 Perşembe
20. yüzyılın iki efsane kadını: Tina Modotti, Montparnasse’lı Kiki
“Deha”larını “hayatlarına harcayan” kadınlar
Oscar Wilde, “Asıl dehamı hayatıma harcadım, eserlerime ise yalnızca yeteneğimi...” der. 20. yüzyılın iki efsane kadını Tina Modotti ile Montparnasse’lı Kiki “asıl deha”larını hayatlarına koymuş-harcamış kadınlar. Hayat öyküleri 20. yüzyılın siyasal mücadeleler ve sanat arayışlarının -özellikle de fotoğraf sanatının- tarihi gibi. Ve aynı zamanda, özgür ruhlu iki kadının hayata meydan okuyuşunun. Margaret Hooks'un Devrimci Fotoğrafçı Tina Modotti ve Catel’in çizdiği, Jose-Louis Bocquet’in metinleri yazdığı çizgi roman Montparnasse’lı Kiki; iki kadının öncü, devrimci, bohem, sanatçı, fotoğrafçı, model, “esin kaynağı” ve “aşık” olarak öykülerini anlatıyor.26 Eylül 2012 Çarşamba
Soledad Puertolas’tan Senyora Berg
“Fahriye abla”nın İspanyol versiyonu
Çağdaş İspanyol edebiyatının önde gelen isimlerinden Soledad Puertolas’ın Senyora Berg kitabı, saplantılı ergenlik düşleri ve bunların yetişkinlik dönemine taşınmasının romanı. “Fahriye abla” sendromunun İspanyol versiyonu. Ahmet Muhip Dranas’ın “Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!” dizesiyle özetleyiverdiği tutkunun, saplantının İspanya’da geçen derinlemesine işlenmiş roman hali...
6 Ağustos 2012 Pazartesi
Mehmet Coral’dan Mimar Sinan romanı
Sinan’a saygı, romana “zorlama”
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yapılan Ataşehir’deki “VİP” camiye Mimar Sinan’ın adı verildi. Caminin adına ne kadar yakıştığı tartışıladursun, ben de bu günlerde Mehmet Coral’ın Mimar Sinan’ın hayatını anlattığı Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım adlı romanını okudum. Roman, paralel kurguyla ilerliyor. Bir yandan, Mimar Sinan hayatını dostu şair ve nakkaş Mehmet Sai’ye anlatıyor. Diğer yandan, günümüzde yaşayan ve Sinan’ın romanını yazan intiharın eşiğindeki Bulut’un hikayesi anlatılıyor. Sinan’ın anlatıldığı bölümler keyifle okunuyor; Bulut’un hikayesi ise Sinan’ın görkemli hayat hikayesinin yanına zorlamayla “iliştirilmiş” görünüyor ...
20 Temmuz 2012 Cuma
Antonio Tabucchi'den "Pereıra İddia Ediyor"
Edebiyat sığınağından hayata atlamak
Antonio Tabucchi’nin Pereıra İddia Ediyor romanı, faşizmin kol gezdiği bir ülkede edebiyatla içiçe yaşayan ve politikaya uzak duran bir gazetecinin dönüşümünün hikâyesi. Roman, “Faşizmi ne kadar görmezden gelebilirsiniz?”, “Ne kadar edebiyata saklanabilirsiniz?” sorularına yanıt ararken, sıradan bir insanın içinden nasıl bir “kahraman” çıkarabildiğini de anlatıyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
