'Yağmur'la 'güneş', 'ateş'le 'kül' arasında
Lawrence'ın başyapıtlarından biri olarak değerlendirilen Gökkuşağı, yazılışından 91 yıl sonra hâlâ taze, hâlâ canlı, hâlâ inandırıcı, sağlam bir roman.
Eğer son günlerde seçtiğiniz kitaplar nedeniyle arka arkaya düş kırıklıkları yaşadıysanız; hemen kitaplığınızdan D.H. Lawrence'ın Gökkuşağı'nı indirebilirsiniz, ya da bir kitapçıya gidip satın alabilirsiniz. Klasikler, okur düş kırıklarına her zaman iyi gelir. D.H.Lawrence, sevginin, sevecenliğin, cinselliğin, "canlı" kadın-erkek bedenlerinin yazarı. 19. yüzyılın daha çok sınıf çelişkilerine dayalı aşk romanlarında kahramanların bedenleri yok gibidir. Büyük romantik aşklarla ruhlar gökyüzüne doğru kanatlanırken, bedenler çoğu kez aşağıda unutulmuş görünürdü. Hayatta nasıl yatak odasının kapısı sıkı sıkıya kapalı tutuluyorsa, edebiyatta da öyleydi. D.H.Lawrence, bu kapıyı açtı. Hem de sonuna kadar. Stendhal romanın "yol boyunca gezdirilen ayna" olduğunu söyler ya; Lawrence bu "ayna"yı cesaretle, döneminin ahlak kurallarına meydan okuyarak kadın erkek cinselliği üzerine tuttu.