5 Mart 2012 Pazartesi

Barcelona: Öncülerin, isyancıların, gerçeküstücülerin kenti...

Gaudi büyüleyici, `paella' ve `cava' şahane!...

Barcelona; İspanya'nın başkenti Madrit'e meydan okuyan Katalanların, Real Madrit taraftarı olan faşist diktatör Franko'ya statlarda kafa tutan ``başkaldırının takımı'' Barca'nın, öncü sanatçıların, kaşiflerin kenti. Dahi mimar Gaudi'nin kentin çeşitli yerlerindeki fantastik yapıtları geleneksel mimari yaklaşımlara meydan okuyor. Modern sanatın kurucuları Picasso'nun, Dali'nin, Miro'nun gerçeküstücü resimleri geleneksel olanı altüst ediyor, genelgeçer ``gerçek'' algısını yerle bir ediyor. Amerika keşif gezisini bu kentten başlatan Kristof Kolomb, limandaki heykelinde `uzaklara'' bakıyor...

4 Mart 2012 Pazar

Almodovar’dan içine “hapsolduğunuz” deri


Pedro Almodovar, son filmi İçinde Yaşadığım Deri ile sarsılmalara, şoklara alıştırdığı izleyicisini bu kez dehşet verici bir Kafkaesk ortama götürüyor. Kafka’nın uzun öyküsü Dönüşümün kahramanı Gregor Samsa, bir gün uyandığında kendini bir hamamböceği olarak bulur. Almodovar’ın filmindeki kahramanlardan biri ise kendini yeni bir tene, yeni bir bedene, yeni bir cinsiyete hapsedilmiş buluyor... İnsanın tüylerini diken diken eden bir öykü, sarsıcı bir film...

Viyana’ya hafta sonu kaçamağı

Viyana, “Avrupa’nın en aristokrat şehri” diye anılıyor. Avrupa’nın kültür, sanat, müzik başkentlerinden biri. Kente iner inmez bu atmosferi hemen algılıyorsunuz. Havaalanından metroya binip Karlplatz’de indiğimizde görkemli bir Paul McCarthy heykeliyle karşılaştık. İyi ki elimizdeki bavulları bir kenara bırakıp birkaç fotoğraf çekmişiz. İki gün sonra tekrar aynı yere gittiğimizde heykel meydandan kaldırılmıştı...

Artist: Asıl “Artistlik” Sessizlikte Gösterilir!






Herkesin birbiriyle “fena halde iletişim” içinde olduğu zamanlarda sessiz, üstelik siyah-beyaz bir film izlenir mi? Bu soruya, bir de magazin kültürümüzden gelen şarkıcı Demet Akalın’ın Artist filmini izlemek için gittiği sinema salonunu 10 dakika sonra “Ne biçim film bu, diyalog yok, üstelik siyah-beyaz. Paramı geri verin” diye terkettiği ve kendisine bir davetiye verildiği bilgisi de eklenince tedirgin olmuştuk. (Böylece beğenmediğimiz filmler için sinemalardan bilet-davetiye isteyebileceğimizi de öğrenmiş olduk!) Her ne kadar Demet Akalın sinema konusunda “kanaat önderimiz” olmasa da, arkadaşlarımızla gittiğimiz sinemada filmi seyretmeye “Acaba sıkılır mıyız?” kaygısıyla başladığımızı itiraf etmeliyim...

23 Ocak 2012 Pazartesi

Prag'da "komünizm" müzesi




“Görmüş, geçirmiş” bir kent: Prag
Komünizmin
“müzelik” olmasının hüznü


Prag, büyülü bir kent...Meydanları, 100 kulesi, kalesi, Aziz Vitus katedrali, saati, sokakları, Vltava nehri üzerindeki köprüleri ile daha adımınızı atar atmaz gözlerinizi kamaştırıyor. İkinci dünya savaşında sadece bir tek bombanın düştüğü bu kenti “Hitler'in bile bombalamaya kıyamadığı” söyleniyor. Kentin soylu bir güzelliği var, ama bu soyluluk “asalet”e değil, “görmüş geçirmiş”liğe bir vurgu. Prag, çok şeyler “görmüş” ve “geçirmiş” bir kent. Nazi işgalini de biliyor, kızıl orduyu da, komünizmi de, Sovyet tanklarını da... Baharı da, kışı da, işgali de, kadife devrimi de...

13 Ocak 2012 Cuma

Yourcenar’dan Mişima kitabı

İntiharı “edebiyatına” dahil

Marguerite Yourcenar’in
Mişima Ya da Boşluk Algısı kitabı, Mişima’nın “hayatı” üzerinden “yapıtları”na bakan kapsamlı bir deneme kitabı. Mişima, romanları kadar hayat öyküsüyle de çağdaş edebiyatın kültleşmiş isimlerinden. Seppukusu (Japonların geleneksel intihar ritüeli), törensel intiharı da “edebiyatına” dahil...

5 Ocak 2012 Perşembe

Kalp Zamanı'ndan Malina'ya Bakmak


Her okurun zamanla kişisel bir "kanon"u oluşur. Bu listeye "aldığınız, seçtiğiniz" kitaplara belli aralıklarla hep yeniden dönersiniz. Malina, benim kanonumun ilk sıralarında yer alan kitaplardan. Son dönemde deprem vesilesiyle gündelik hayattaki faşizmi tartışırken "Faşizm atılan ilk bombalarla başlamaz, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar" diyen İngeborg Bachmann'ı anımsadım ve yeniden Malina'yı okumaya başladım. Sonra iki büyük şairin Bachmann ve Paul Celan'ın Kalp Zamanı adıyla yayımlanan mektuplarını okudum. Bir kez de Kalp Zamanı'ndan Malina'ya baktım...