26 Eylül 2012 Çarşamba

Soledad Puertolas’tan Senyora Berg


Fahriye ablanın İspanyol versiyonu


Çağdaş İspanyol edebiyatının önde gelen isimlerinden Soledad Puertolasın Senyora Berg kitabı, saplantılı ergenlik düşleri ve bunların yetişkinlik dönemine taşınmasının romanı. Fahriye abla sendromunun İspanyol versiyonu. Ahmet Muhip Dranasın Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla! dizesiyle özetleyiverdiği tutkunun, saplantının İspanya’da geçen derinlemesine işlenmiş roman hali...

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Mehmet Coral’dan Mimar Sinan romanı


Sinan’a saygı, romana “zorlama”


 
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yapılan Ataşehir’deki “VİP” camiye Mimar Sinan’ın adı verildi. Caminin adına ne kadar yakıştığı tartışıladursun, ben de bu günlerde Mehmet Coral’ın Mimar Sinan’ın hayatını anlattığı Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım adlı romanını okudum. Roman, paralel kurguyla ilerliyor. Bir yandan, Mimar Sinan hayatını dostu şair ve nakkaş Mehmet Sai’ye anlatıyor. Diğer yandan, günümüzde yaşayan ve Sinan’ın romanını yazan intiharın eşiğindeki Bulut’un hikayesi anlatılıyor. Sinan’ın anlatıldığı bölümler keyifle okunuyor; Bulut’un hikayesi ise Sinan’ın görkemli hayat hikayesinin yanına zorlamayla “iliştirilmiş” görünüyor ...

20 Temmuz 2012 Cuma

Antonio Tabucchi'den "Pereıra İddia Ediyor"


Edebiyat sığınağından hayata atlamak


Antonio Tabucchinin Pereıra İddia Ediyor romanı, faşizmin kol gezdiği bir ülkede edebiyatla içiçe yaşayan ve politikaya uzak duran bir gazetecinin dönüşümünün hikâyesi. Roman, Faşizmi ne kadar görmezden gelebilirsiniz?,Ne kadar edebiyata saklanabilirsiniz? sorularına yanıt ararken, sıradan bir insanın içinden nasıl bir kahraman çıkarabildiğini de anlatıyor...


19 Haziran 2012 Salı

Irmak Zileli’den Eşik


Kendi ninnisini söylemeyi öğrenen kızın romanı


Irmak Zileli’nin Eşik kitabı zorlu bir büyümenin romanı. Bir çocuğun güçlü-iddialı ebeveynler arasında önce var olma ve sonra da kendi sesini, sözünü, yolunu bulmasının romanı. Eşik, otobiyografik bir roman. İnsanın babası Aydınlık hareketinin iki numaralı ismi Gün Zileli, annesi Feyza Perinçek ve dayısı da hareketin lideri Doğu Perinçek olunca ilk romanın otobiyografik özelliklerinin öne çıkması sürpriz sayılmamalı. Evet Irmak Zileli’nin hayatı “roman”; ancak kolaya kaçıp basit bir aktarıcılıkla yetinmemiş, bu hayatı sağlam bir kurgu ve özenli bir dille romana çevirmeyi başarmış...


17 Mayıs 2012 Perşembe

Hanif Kureishi'den “Vücut”



Bir gün daha genç bir vücuda “taşınmak”!

Kureishi ve Almodovar'ın “vücut” karabasanı


Vücut bazen ödüldür, bazen ceza; bazen ayrıcalıktır, bazen umutsuz bir sıradanlık; bazen “oyun bahçesi”dir bazen ızdıraplar evi; bazen haz tapınağıdır, bazen de bir hapishane....Son günlerde arka arkaya yüz, kol, bacak nakli ameliyatı haberleri gelirken; bilim kurgu romanlarında hayal edilenler bir bir “bilim” oluyor, gerçek oluyor. İnsanların korktuğu bir yüze sahipseniz, kolunuz, bacağınız yoksa organ nakli ne büyük bir mucize. Peki ya daha fazlasını isterseniz? Daha genç, daha güzel bir beden peşine düşerseniz. Yani, o kadim düşün peşine. Gılgamış ölümsüzlük peşindeydi -ne de olsa o bir kral- ; çağdaş insan ise daha genç, daha güzel bir bedenle “daha fazla” yaşamak peşinde. Kapitalizm de insanların bu düşlerini-arzularını kozmetikle, estetik ameliyatlarla alabildiğine kışkırtıyor. Sırada ne var?

2 Mayıs 2012 Çarşamba

"Kennedy"li bir skandalın roman hali


Joyce Carol Oates'ten “Chappaquiddick skandalı” nın romanı: Kara Su

Oates, “Kara Su”yun altından “bildiriyor”


 
Amerikalı yazar Joyce Carol Oates, Edward Kennedy'yi başkan adaylığından eden ve “Chappaquiddick skandalı” olarak anılan olayı Kara Su adıyla romanlaştırmış. Kara Su; genç bir kadının “muktedir” bir siyasetçiyle tanışması, onun tarafından “seçilmenin” büyüsüne kapılması ve aynı gün adamın kullandığı arabayla bir göle uçarak ölümünün hikayesi...Oates “gerçek” olayın üzerinden 33 yıl geçtikten sonra (1992 yılında ) hayatı romana çevirerek yeniden kurgulamış. Genç kadının “gözünden” ve “kara su”yun dibinden bildiriyor...

16 Nisan 2012 Pazartesi

“Onca Yoksulluk Varken” faşizm de vardır!

Erzurum Belediyesi, Tiyatrokare’nin “Onca Yoksulluk Varken” adlı oyununun şehirde sahnelenmesine izin vermedi. Tiyatrokare’nin kurucusu Nedim Saban, Emile Ajar’ın aynı adlı romanından uyarlanan oyuna dekordaki “Kahrolsun Faşizm” yazısı nedeniyle izin verilmediğini söyledi. Evet, “Onca Yoksulluk Varken”, “faşizm” de vardır! Bu yasak vesilesiyle Fransız yazar Emile Ajar -ya da gerçek adıyla Romain Gary’yi- bir kez daha selamlayalım...